Algı ve Davranış: Duyularımız Nasıl Kararlarımızı Etkiliyor?

Algılarımız davranışlarımızı nasıl şekillendirir? Duyularımızın karar alma süreçlerindeki rolünü keşfedin. Görme, işitme, tat, dokunma ve koku algılarının etkileri hakkında bilmeniz gerekenler.

� 778 kelime algı davranış duyum görme algısı renklerin etkisi

Algı ve Davranış İlişkisi

Algı düzeylerinin insan davranışlarına yönelik etkisini, sahip olduğumuz duyum organlarının performansı ile değerlendirebiliriz. Her bir duyum organının farklı hissediş biçimleri vardır ve neyi hissediyorsak algı organizasyonumuzu da ona göre düzenleriz. Hissedişlerimiz önce bilişsel yönümüzü, sonra duygularımızı ve ikisinin bileşkesinde davranışlarımızı etkiler. O halde insan davranışlarını düzenleyen algı biçimleri, davranışların yönünü ve nasıl gerçekleştiğini tayin eden bir ilişkiler bütünüdür diyebiliriz.

Duyum ve Algı Arasındaki Fark

Biz dünyayı duyu organlarımız vasıtasıyla algılarız. Bu bakımdan bizim her duyuma ilişkin algılarımız vardır. Örneğin bahçedeki çiçekleri görürüm (görsel algı); öğrencilerin sesini duyarım (işitsel algı); içtiğim limonatanın tadını alırım (tat algısı); okşadığım kedinin tüylerinin yumuşaklığını hissederim (dokunma algısı); yağmurdan sonra toprağın kokusu çok hoş olur (koku algısı) gibi beş duyumumuz bunlardan oluşur. Bunlardan her biri bize, bir nesneyle ya da olayla ilgili bilgiler verir. Biz öğrenirken ve düşünürken kullandığımız bilgiyi dış dünyadan alırız. Bu bilgiyi duyum ve algı olmak üzere iki farklı düzeyde işleriz. Duyum; bir duyu organının uyarılmasıyla oluşan basit bir olaydır. Duyu organının, çevreden gelen etkiye yaptığı bir tepkidir. Diğer bir deyişle, duyumlar yaşantının ham maddeleridir. Söz gelimi dilin tat alması, kulağın sesi işitmesi; burnun koku alması duyumdur.

Algılama Süreci

Ancak, yaşantı sadece duyumlardan oluşmaz. Günlük yaşantımızda duyumlarımızı sürekli olarak yorumlar, anlamlı hâle getiririz. Bu şekilde duyumların yorumlanması, anlamlı hale getirilmesi ve kavranması sürecine de algılama adı verilir. Örneğin dışarıdan gelen sesin duyulması, duyum iken; bu sesin kime ve neye ait olduğunun bilinmesi algıdır. Daha açık bir ifadeyle, sesin duyulması duyum; bu sesin arkadaşımız Ali’ye ait olduğunun bilinmesi algıdır. Anlaşılacağı üzere duyum olmadan algılama gerçekleşemez. Duyum algılamanın ilk ve fiziki ön şartıdır. Bu anlamda duyumlar evrenseldir; her insanda aynı şekilde gerçekleşirken; algılar kişiden kişiye, kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. Yani algılar görecelidir.

Görme Algısı ve Etkileri

Normal olarak algılamamızı belirleyen işlemlerin farkında olmayız. Sadece kendimizde ve dış dünyada olup biten her şeyi görme, işitme, dokunma gibi bütün duyu organları aracılığıyla algılıyoruz. Böylece biz eşyaları zihnimizde anlamlı bir bütün olması için biçim, şekil, ses veya görüntü biçiminde organize ederiz. Algılama ne olursa olsun, bir birleşik deneyimdir. Bir saate baktığımızda onun parçalarını görmeyiz. Onu bir bütün olarak algılar, zamanı ölçen bir araç olarak tanırız. Algılama karışık ve karmaşık bir hadisedir. Kısacası, bireyin bir meseleni neden o şekilde algıladığına tesir eden birbiriyle ilişkili değişik nedenler vardır.

Renklerin Algı Üzerindeki Etkisi

Bir resme baktığımızda gözlerimiz sabit durmaz. Bir tarama işlemi yapar. Göz belirli bir süre hareketsiz kalır. Sonra başka yere sıçrar. Algılama gözün hareket ettiği sırada değil, durakladığı anlarda meydana gelir. Ayrıca her rengin insan üzerinde bıraktığı etkiye göre, algılama biçimlerinde kültürlere göre farklılaşmalar görülür. Psiko-sosyal açıdan bakıldığında renkler ve algı arasında önemli bir ilişki vardır. Zamana ve mekâna göre renklerin etkisinde değişiklikler görülür. Belki görme algısı içerisinde en önemli etki, renklerin yaratığı algıda meydana gelmektedir.

Görme Duyusunun Önemi

Kişi, içinde bulunduğu dış çevreye ilişkin izlenimlerinin önemli bir kısmını görme yoluyla elde eder. O halde görme duyusu, insanın çevresini algılama ve anlamlandırmasında, dolayısıyla çevreyle ilişki kurmasında önemli bir boyut olarak karşımıza çıkmaktadır. Görme algısı özde biyolojik bir süreç olmakla birlikte, bu sürecin işleyişinde psikolojik faktörler de önemli bir rol oynar.

← Tüm Makalelere Dön