İşletmelerin Amaçları: Karlılık, Büyüme, Süreklilik ve Sosyal Sorumluluk Dengesi
İşletmelerin temel ekonomik amaçları olan karlılık, büyüme ve süreklilik ile özel amaçları olan sosyal sorumluluk kavramı, marka yönetiminin temelini oluşturur.
Her işletme, kuruluşundan itibaren birbirine sarmal gibi bağlı üç temel amacın peşinden koşar. Bunlardan birincisi, topluma yararlı mal ve hizmetler sunmaktır; ikincisi, bu hizmetlerin sürdürülebilir biçimde devam etmesini sağlamaktır; üçüncüsü ise kar elde etmektir. Bu üç amaç birbirinden kopuk düşünülemez; çünkü bir işletme topluma ne kadar çok fayda sağlarsa, o ölçüde tüketicinin güvenini kazanır, o ölçüde gelir elde eder ve varlığını sürdürür. Yaşamına süreklilik kazandıran işletmeler; yarattıkları katma değer, gerçekleştirdikleri yatırımlar, sağladıkları istihdam ve ödedikleri vergiler ölçüsünde topluma hizmette bulunurlar. Sundukları ürünlerle tüketicilere fayda sağlarlar; tüketiciler de bu ürünleri beğenerek satın aldığında işletmenin karına ve sürekliliğine katkıda bulunurlar. Görüldüğü gibi, toplumsal fayda, süreklilik ve karlılık birbirini besleyen döngüsel bir ilişki içindedir ve her işletmenin kuruluşundan itibaren göz önünde bulundurması gereken temel amaçlardır.
Elbette her işletmenin kendine özgü özel amaçları da vardır. Ancak bu özel amaçlar, o işletmenin kendi yapısından, vizyonundan ve stratejisinden beslenir. Genel amaçlar ise tüm işletmeler için geçerli olan, değişmez bir çerçeve sunar. Geniş kapsamlı ve basit bir tanımla işletme; başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere mal veya hizmet üreten ekonomik birimdir. Bu tanım, kâr amacı gütmeyen hayır cemiyetlerini, vakıfları hatta çeşitli kamu kurumlarını bile kapsayabilir; zira bunlar da topluma mal veya hizmet sunar. Ancak bu tür kuruluşlarda amaç, ekonomik değil daha çok sosyal bir nitelik taşır.
İşletme Amaçlarının Örgütsel İşlevi
Örgütsel açıdan veya işletme yönetimi açısından amaçlar, örgütlerin faaliyetlerinin ve hatta varoluşlarının temel nedenidir. Örgütsel amaçlar, örgütlerin bir bütün olarak gerçekleştirmek istediği geleceğe ilişkin hedeflerdir. İşletmeler, toplumda sosyal bir varlık olarak yaşayabilmek için tıpkı insanlar gibi birtakım amaçlar peşinde koşar. Amaçlar, işletmenin proje ve planlarına yol gösteren unsurlar olduğu kadar, hedeflerine ve misyonuna ne ölçüde ulaştığını yönetime bildiren birer kontrol aracı işlevi de görür.
Bu noktada amaçların neden vazgeçilmez olduğunu bir cümleyle açıklamak mümkündür: Amaçlar, performans ve sonuçların bir işin devamlılığını doğrudan etkilediği her yerde gerekli olan ve işletmeyi diğer örgüt tiplerinden ayıran temel unsurlardır (Eren, 1990, s.68). İşletmeler faaliyet alanlarına, sistemlerine ve büyüklüklerine göre çeşitlilik gösterdiği gibi amaçlarında da çeşitlilik gösterir. Bu amaçları genel amaçlar ve özel amaçlar olarak iki grupta incelemek, konuyu daha anlaşılır kılar. Eren'in (1990, s.68) sınıflandırmasına göre özel amaçlar; hizmet, sosyal amaçlar ve büyüme olarak sıralanabilir. Bu çalışmada ise genel amaçlar ekonomik amaç, özel amaçlar ise sosyal sorumluluk ve ahlaki değerler çerçevesinde ele alınacaktır.
Pratik İpucu: Bir işletmenin hem kısa hem de uzun vadeli hedeflerini yazılı hale getirmesi, amaçların somutlaşmasını sağlar. Yöneticiler bu hedefleri her çeyrek dönemde gözden geçirerek işletmenin genel amaçlardan ne kadar uzaklaştığını veya yaklaştığını ölçebilir.
Ekonomik Amaçlar: Karlılık, Büyüme ve Süreklilik
Temel ekonomik amaçlar, faaliyetlerden optimal kar elde etmeye dayanır ve bir işletmenin davranışları üzerinde birinci derecede etkili olan amaçlardır. Bu amaçlar dikkatlice incelendiğinde, odak noktasında işletmenin varlığını sürdürme çabasının yattığı görülür. Bir işletme için hayatını devam ettirebilmek merkezi bir amaçtır ve Dinçer'in (1994, s.71) ifadesiyle temel ekonomik amaçlar; birbiri içine geçmiş bir şekilde karlılık, büyüme ve süreklilik olarak belirlenebilir.
Karlılık: İşletmenin En Güçlü Güdüsü
Kar, işletme sahiplerini, yöneticileri ve diğer çalışanları harekete geçiren en önemli güdüdür. Çünkü işletme daha çok kar elde ettiği sürece, işletme sahibi sermayesini, diğer gruplar ise gelirini artıracaktır. İşletmelerin asıl hedefi, kaynakların şekil değiştirmesinden optimal bir gelir elde etmektir (Eren, 1990, s.79-80). Uzun vadede işletme kaynaklarından en iyi gelir elde edebilmek için verim kriteri olarak kabul edilmiş en kullanışlı ölçüt, toplam harcamaları aşan gelir artığı yani kardır. Karlılığın formülü olarak da kaynaklardan elde edilmiş gelir ya da yatırımların getirisi alınabilir.
Mini Vaka Analizi: Türkiye'de son yıllarda faaliyet gösteren bir e-ticaret firması, yıllık cirosunu 50 milyon TL'den 200 milyon TL'ye çıkarmayı hedeflemiş, ancak kâr oranını yüzde 8'in altına düşürmemeyi de bir politika olarak benimsemiştir. Bu örnek, salt büyümenin değil, kârlı büyümenin esas olduğunu açıkça ortaya koyar. İşletme, indirim kampanyalarıyla satışlarını yükseltirken brüt kâr marjını koruyabilmek için operasyonel verimliliğini artırmış ve tedarik zincirini yeniden yapılandırmıştır.
Büyüme: Nicelik ve Nitelik Boyutlarıyla Gelişim
İşletmelerin ekonomik amaçlarından biri de büyümedir. Büyüme; belli bir zaman süreci içinde işletmenin yapısını oluşturan maddi ve benzeri unsurlarda meydana gelen niceliksel ve niteliksel değişim ve gelişim faaliyetidir. Bu faaliyet; karlarda, satışlarda, pazar payında ve üretimde artışlar şeklinde kendini gösterir (Mucuk, 1993, s.29). Ancak büyüme sadece hacim artışı değildir. İşletmelerde büyümeden söz edebilmek için hacim olarak büyüme şarttır, ancak tek başına yeterli değildir; bunun yanında nitelik olarak da gelişme sağlanmalıdır.
Bu nitelik gelişimi; işletmenin maddi ve benzeri unsurlarının kalitesinin geliştirilmesi ve daha verimli hale getirilmesi demektir. Nasıl ki satış miktarı, üretim miktarı, çalışanların sayısı ve harcanan enerji miktarı nicelik olarak büyümenin göstergesi ise; kullanılan teknolojinin gelişmişliği, örgüt geliştirme kapasitesi ve insan kaynaklarının kabiliyet ve kapasitesi de nitelik olarak büyümenin göstergesidir. Gerçek büyümenin hem nicelik hem de nitelik olmak üzere iki boyutu bulunmaktadır. Bu açıdan büyüme amacının tanımlanmasında, işletmenin hangi boyutunun esas alınacağı önemli bir problem olarak karşımıza çıkar.
Nicelik olarak büyüme söz konusu olduğunda seçim yapmaya yardımcı olacak üç önemli kriter kullanılabilir:
- Homojenlik kriteri: Eğer seçilen büyüme aracının homojen olması isteniyorsa, para değerindeki dalgalanmalardan bağımsız olan üretim ve satış hacimlerinden hareket edilmelidir.
- Değer temelli ölçüm: Üretim çeşitleri değer bakımından birbirinden farklı olan veya çok sayıda mamul üreten sanayi kolunda ölçü olarak satış tutarlarını almak daha uygundur.
- Varlık temelli ölçüm: Bazen de elde bulundurulan maddi ve benzeri varlıkların sayısı veya hacmi büyüklük göstergesi olabilir.
Günümüzde büyümek artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Çünkü işletmeler sürekli değişen ve gelişen çevre içinde faaliyetlerini devam ettirmektedir. Sürekli olarak büyüyen bir ekonomik yapı içinde, işletmelerin en azından aynı oranda büyümeleri mevcut konumlarını muhafaza için şarttır. Aksi halde, gün geçtikçe farkında olmadan küçüleceklerdir. İşletmelerin hayatlarını sürdürebilmeleri, büyümenin bir fonksiyonudur. Büyümenin amacı, işletmenin çevrenin baskılarına karşı koyma ve çevreye daha iyi uyum sağlama yeteneğidir (Eren, 1990, s.88).
Süreklilik: İşletmenin Nihai Amacı
Ticari işletme faaliyeti, sürekli şekilde yürütülen faaliyetlerden oluşmalıdır. Bir kerelik veya tesadüfen ortaya çıkan bir fırsattan yararlanmak için yapılan faaliyetler, gelir sağlamayı amaçlasa bile bir ticari işletmenin varlığını göstermez. Süreklilik unsuru bakımından önemli olan husus, faaliyetin devamlı bir şekilde yürütülmesidir. Bir işletmenin başarılı olabilmesi için iş sürekliliği kritik önem taşır. Günümüzün birbirine bağlı dünyasında bir şirketin faaliyetlerinin neredeyse her noktası kesintiye uğramaya açıktır. Bazı riskler işletmeyi günlerce çevrimdışı bırakabilir; ancak rekabetçi bir ortamda sistemin dört saat boyunca kapalı kalması bile kabul edilemez bir durumdur (IBM).
Bir işletmenin nihai amacı, varlığını devam ettirmektir. Bu da işletmenin değişen çevre şartları içerisinde optimal büyüme ve karlılığına dayanır. İşletmenin hayatının devam etmesi, karlılık ve büyümesinin sürekliliğine bağlıdır. Ancak her zaman karlılığını ve büyüme amacını gerçekleştiren işletmelerin hayatta kalacakları tezi doğru değildir; çünkü bazı karlı işletmeler faaliyetlerini sona erdirebilir veya başka işletmelerle birleşebilir. Süreklilik amacının gerçekleşebilmesi için işletmelerin gelecekte ortaya çıkabilecek tehlikelere karşı hazırlıklı olması gerekir (Dinçer, 1994, s.78-79). Dinçer'in ve Çeker'in anlatımlarından elde edilen ana fikir, işletmenin devamlılığıdır. İşletmelerin kar amacından önce kendi ayakları üzerinde durabilmesi gerekmektedir.
Pratik İpucu: Sürekliliği sağlamak için her işletme, olası kriz senaryolarına karşı bir "iş sürekliliği planı" hazırlamalıdır. Bu plan; tedarik alternatiflerini, finansal tamponları, dijital yedekleme sistemlerini ve kriz iletişim stratejilerini içermelidir.
Sosyal Sorumluluk: İşletmenin Topluma Karşı Görevi
İşletmeler dış çevreden etkilendikleri kadar kendi faaliyetleri ile de dış çevrelerini etkilerler. İşletmenin içinde faaliyet gösterdiği çevre, bir toplumsal sistem olarak ele alındığında işletme yönetiminin aldığı kararların bu dış sisteme yansıması ve bir değişmeye yol açması söz konusu olabilir. Günümüz işletmelerinin erişmiş olduğu boyutların sağladığı ekonomik güç, aynı zamanda bu işletmelere politik ve sosyal güç de sağlamaktadır. Toplumda işletmelerin kazanmış olduğu güç ve ağırlık, beraberinde içinde faaliyet gösterilen çevreye karşı da sorumluluklar getirmiştir (Ergin, 1992, s.56).
Büyük işletmelerin yöneticileri, ekonomik sorumlulukların yanında aldıkları kararların işletmenin sosyal ve fiziksel çevresine yapacağı etkileri de göz önünde tutmak zorundadır. İşletmelerin sosyal sorumluluğu; işletmenin ekonomik ve hukuki şartlara, iş ahlakına, işletme içi ve işletme çevresindeki kişi ve kurumların beklentilerine uygun bir çalışma strateji ve politikası gütmesine, insanları mutlu ve memnun etmesine yönelik faaliyetler bütünüdür.
Mini Vaka Analizi: Türkiye'de faaliyet gösteren büyük bir perakende zinciri, karbon ayak izini azaltmak için mağazalarında LED aydınlatmaya geçmiş, tedarik zincirinde plastik kullanımını yüzde 30 oranında düşürmüş ve yerel üreticilerden alım yaparak kırsal kalkınmaya destek olmuştur. Bu yaklaşım, şirketin hem marka değerini artırmış hem de tüketici nezdinde güvenilirlik algısını güçlendirmiştir. Görüldüğü gibi sosyal sorumluluk, salt bir masraf kalemi değil, uzun vadeli bir değer üretim aracıdır.
Amaçların Birbiriyle İlişkisi ve Stratejik Sonuç
Tüm bu amaçlar birbirinden bağımsız düşünülemez. Karlılık işletmenin kaynaklarını besler; büyüme rekabet gücünü artırır; süreklilik tüm bunların kalıcı olmasını sağlar. Sosyal sorumluluk ise işletmenin toplumla arasındaki güven bağını güçlendirir ve uzun vadeli meşruiyetini teminat altına alır. Bir işletme yalnızca bugünün karına odaklanırsa yarınını riske atar; yalnızca büyümeye odaklanırsa kalitesini kaybedebilir; yalnızca sürekliliğe odaklanırsa durağanlaşır; sosyal sorumluluğu göz ardı ederse toplumsal desteğini yitirir.
Bu nedenle modern işletme yönetiminin en kritik görevi, dört temel amaç arasındaki denganin sürekli olarak korunmasıdır. Marka yönetimi açısından bakıldığında, tüketicinin gözünde güçlü bir marka inşa etmenin yolu; ekonomik başarıyı toplumsal faydayla, kısa vadeli kazancı uzun vadeli süreklilikle birleştirmekten geçer. Başarılı işletmeler, yalnızca ürettikleri ürünlerle değil, toplumda bıraktıkları izle de hatırlanır. İşletmelerin amaçlarını bu bütüncül perspektifle ele almak, sürdürülebilir bir başarının anahtarıdır.